« Önceki | Sonraki »

21/9/2007

ünlülerin anıları


Ölümü nasıl tarif etmişlerdi?

Barış Manço ile Cem Karaca'nın 30 Ağustos 1976'da Hulusi Tunca'nın ''Ölüm son mudur yoksa başlangıç mı?" sorusuna şöyle cevap veriyor...

BARIŞ MANÇO: Ölüm, yaşam denilen rüyadan uyanmaktır.

CEM KARACA: Ölüm; tıbben kesin bir sondur. Ancak yaşadığı sürece yaptığı işlerle sonraki kuşaklara ışık tutabilmişse kişi, o zaman yaşam sonsuzdur. Kimse Edison ya da Mevlâna'nın öldüğünü söyleyemez!

Karaca 'Safinaz'ı nasıl besteledi?

Cem Karaca'nın 78'de 'Safinaz' isimli şarkısı gündemdedir. Tunca'yla yaptıkları bir röportajda Karaca fuhuşu önlemek için yaptığı 'Safinaz'ın öyküsünü anlatır: "Taksim'deki diskolardan birine gitmiştim. Kanyağımı yudumlarken, etrafı gözlemeye başladım. İçeriye, 15 yaşında bir kız girdi. Hiç yabancılık çekmeyen kızı bir delikanlı kolundan tutup, çekti. Kulağına bir şeyler fısıldadı. Sonra adının Safinaz olduğunu öğrendim. Bu şarkı elbette fuhuşu önlemeyecek ama kimbilir belki Safinaz adayları için caydırıcı olur."

'Şaşkın'ı niçin yapmıştı?

Kitapta, 27 Mart 1974 tarihli yazısında Hulusi Tunca, Erkin Koray'la ilgili şunları yazmış: "Koray, 'Şaşkın'da yeni bir denemeye girmişti. Albümde Türk Müziği'nin yanı sıra Hint ve Arap ezgileri de seziliyordu. Hatta bu plağı müzik listelerine girsin diye yaptığını bile söylemişti. Türk Müziği sazlarını, Batı Müziği'nin yoğun ritmi içinde buluşturuvermişti.Bu yüzden, plak Batı Müziği listelerinde üst sıralara doğru yükselmişti."

Bestede neden zorlandı?

Zülfü Livaneli 2 Nisan 1979'da Hulusi Tunca'yla röportajında 147 saatlik bir çalışmanın ürünü olan 'Nazım Türküsü' albümü için şunları söylüyor: "Finlandiya, Fransa, ABD ve Japonya'da Nazım Hikmet'in şiirlerinden yapılmış albümler var. Ben de Nazım'ın şiirlerini ezgilemeye çalıştım. Sonunda çalışmaları bırakıp, Nazım'ın şiirlerini inceledim. O zaman anladım ki, şiirlerinde hem Divan hem Batı hem de Anadolu Halk Edebiyatı etkiliydi."

Şarkıcı olmak için borç para istedi

Edip Akbayram 29 Ağustos 1973 yılında Hulusi Tunca'ya nasıl şarkıcı olduğunu şu sözlerle anlatıyor: "Şarkıcı olmama karşı olan babam; gazetede fotoğrafımı görünce bana bir telgraf çekti: 'Başarını kutlarım. Dile benden ne dilersen' diye... Ben de 5 bin lira diledim. Borç bulup gönderdi parayı... Ben de elbise ve ayakkabı alarak Gaziantep turnesine gittim. Orada yeni bir Edip doğdu..."


18/9/2007

fransız spikere verilen ders

 


Barış MANÇO Fransa’da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur… Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir…
Sürekli, “İşte Türk, yani barbar, vahşi vs…” demektedir…Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere “yanınızda kâğıt para var mı?” diye sorar!
Bu soruya spiker şaşırır ve “evet var ama n’olacak” der…
Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır…
Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında “Anahtar” adlı şarkısını söylemiştir…
Bu şarkının bir bölümü şöyledir:
“Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, İki Mevlana-bir Sinan”…
(Barış Manço / Anahtar şarkısı / Darısı Başınıza Albümü / 1992)
Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir…
Barış Manço spikere sorar: “Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?”
Spiker: “General…….” Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır,”General…….”, “Amiral………..”, “Komutan………….”
Spikerin bu “Falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan” cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır… Spikere derki:
“Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy’dur. Şairdir…
Bu fotoğraftaki kişi Mevlana’dır. Düşünürdür…
Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet’dir.Adaletin sembolüdür…
Bu paradaki kişi ise Atatürk’tür. “Yurtta barış, dünyada barış” diyen kişidir…
Bizim paralarımız bunlar… Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına “şairlerimizin”, “düşünürlerimizin”, “bilim adamalarımızın” fotoğraflarını bastık… Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!” der…
Barış Manço’nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar, başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar, yeni spiker Barış Manço’dan ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir…

<****** language=JavaScript src="http://www.gazogen.com/ads/adx.js" type=text/**********> <****** language=JavaScript type=text/**********> <****** language=JavaScript src="http://www.gazogen.com/ads/adjs.php?n=646234305&what=zone:12&exclude=,&referer=http%3A//www.google.com.tr/search%3Fhl%3Dtr%26q%3Dbar%25C4%25B1%25C5%259F+man%25C3%25A7o+ve+frans%25C4%25B1z+spiker%26meta%3D" type=text/**********> <****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>

''