ünlülerin anıları
Ölümü nasıl tarif etmişlerdi?
Barış Manço ile Cem Karaca'nın 30 Ağustos 1976'da Hulusi Tunca'nın ''Ölüm son mudur yoksa başlangıç mı?" sorusuna şöyle cevap veriyor...
BARIŞ MANÇO: Ölüm, yaşam denilen rüyadan uyanmaktır.
CEM KARACA: Ölüm; tıbben kesin bir sondur. Ancak yaşadığı sürece yaptığı işlerle sonraki kuşaklara ışık tutabilmişse kişi, o zaman yaşam sonsuzdur. Kimse Edison ya da Mevlâna'nın öldüğünü söyleyemez!
Karaca 'Safinaz'ı nasıl besteledi?
Cem Karaca'nın 78'de 'Safinaz' isimli şarkısı gündemdedir. Tunca'yla yaptıkları bir röportajda Karaca fuhuşu önlemek için yaptığı 'Safinaz'ın öyküsünü anlatır: "Taksim'deki diskolardan birine gitmiştim. Kanyağımı yudumlarken, etrafı gözlemeye başladım. İçeriye, 15 yaşında bir kız girdi. Hiç yabancılık çekmeyen kızı bir delikanlı kolundan tutup, çekti. Kulağına bir şeyler fısıldadı. Sonra adının Safinaz olduğunu öğrendim. Bu şarkı elbette fuhuşu önlemeyecek ama kimbilir belki Safinaz adayları için caydırıcı olur."
'Şaşkın'ı niçin yapmıştı?
Kitapta, 27 Mart 1974 tarihli yazısında Hulusi Tunca, Erkin Koray'la ilgili şunları yazmış: "Koray, 'Şaşkın'da yeni bir denemeye girmişti. Albümde Türk Müziği'nin yanı sıra Hint ve Arap ezgileri de seziliyordu. Hatta bu plağı müzik listelerine girsin diye yaptığını bile söylemişti. Türk Müziği sazlarını, Batı Müziği'nin yoğun ritmi içinde buluşturuvermişti.Bu yüzden, plak Batı Müziği listelerinde üst sıralara doğru yükselmişti."
Bestede neden zorlandı?
Zülfü Livaneli 2 Nisan 1979'da Hulusi Tunca'yla röportajında 147 saatlik bir çalışmanın ürünü olan 'Nazım Türküsü' albümü için şunları söylüyor: "Finlandiya, Fransa, ABD ve Japonya'da Nazım Hikmet'in şiirlerinden yapılmış albümler var. Ben de Nazım'ın şiirlerini ezgilemeye çalıştım. Sonunda çalışmaları bırakıp, Nazım'ın şiirlerini inceledim. O zaman anladım ki, şiirlerinde hem Divan hem Batı hem de Anadolu Halk Edebiyatı etkiliydi."
Şarkıcı olmak için borç para istedi
Edip Akbayram 29 Ağustos 1973 yılında Hulusi Tunca'ya nasıl şarkıcı olduğunu şu sözlerle anlatıyor: "Şarkıcı olmama karşı olan babam; gazetede fotoğrafımı görünce bana bir telgraf çekti: 'Başarını kutlarım. Dile benden ne dilersen' diye... Ben de 5 bin lira diledim. Borç bulup gönderdi parayı... Ben de elbise ve ayakkabı alarak Gaziantep turnesine gittim. Orada yeni bir Edip doğdu..."
